Archive for » 2011 «

MANOLYA

BOĞAZİÇİ’NDE MANOLYA

 

İstanbul’un kendine özgü ağaçları vardır. Belirli dönemlerde çiçekleriyle, kokularıyla kendini gösterir bu ağaçlar. Bunlardan birisi İstanbul’a Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde gelen ve çok sevilen aristokrat ve aristokratların ağacı manolyadır. devamini okuyun…

LÜBNAN (VI)

BEYRUT’TAN BALBEK(BALBECK)’E

 

Arkadaşlar El Hamra’caddesine gidelim diyorlar. Bu caddeyi Beyoğlu İstiklal Caddesine benzetenler oldu aramızda. devamini okuyun…

LÜBNAN (V)

SAYDA’DAN İSRAİL SINIRINA

 

Sahil yolundan Sur’a doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık on iki kilometre sonra tekrar Beyrut’tan gelen ana yoldayız. Sağlı-sollu muz bahçeleri, muzların meyve kısımlarını soğuktan korumak için naylon geçirmişler. devamini okuyun…

LÜBNAN (IV)

BEYRUT’TAN SAYDA’YA

Sabah yola koyuluyoruz. Güvercin kayalalıklarına gideceğiz. Rehberimiz sabaha karşı Etiyopya Havayollarına ait bir uçağın düştüğünü ve uçakta doksan kişinin olduğu haberini veriyor. devamini okuyun…

LÜBNAN (III)

CÜNYA(JUNYEH)DEN  BEYRUT’A

Byblos’dan ayrıldıktan sonra diğer durağımız Cünya(junyeh) yağmur o kadar çok yağıyor ki göz gözü görmüyor. Nehr-i İbrahim’den geçiyoruz. Ne kadar nehir var suları çok ve milli. devamini okuyun…

LÜBNAN (II)

TRABLUS’DAN BYBLOS(JBEİL)’E

Trablus’a doğru yaklaşıyoruz. Bu şehirde daha çok Sünniler ile Şiiler yaşıyor. Trablus’un diğer Lübnan kıyı şehirlerinden farkı, burasının büyüyüp gelişmesi devamini okuyun…

LÜBNAN (I)

İSTANBUL’DAN TRABLUS’A

Karlı bir İstanbul sabahı. Yol arkadaşım Hakan Bey’in beni almasıyla yola koyulduk. Kar yağıyor, ana yollar açık. Boğaz Köprüsüne geldiğimizde trafik yoğunlaştı. devamini okuyun…

ANTAKYA’DA BİR GÜN (II)

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ÇINARI

Hıdırbey Köyüne indik. Ulu çınar karşımızda. Ben tabii ki daha haşmetli bir ağaç bekliyordum. Gövde olarak Türkiye’nin en büyük çınar ağacı şüphesiz. devamini okuyun…

ANTAKYA’DA BİR GÜN (I)

ANTAKYA’DA BİR GÜN

İstanbul’da soğuk bir kış günü.  Aralık ayında, Türkiye’nin en büyük ağacı olan çınar ağacının Antakya’da olmasından dolayı ağacın ölçülerini almak ve fotoğraflamak devamini okuyun…

ADALARA YILIN SON YOLCULUĞU (II)

Kırk dakikalık bir yolculuktan sonra Burgazada’ya vardık. Yardımına iki çocuğumuz olduğundan büyüğünü annesi, küçüğünü ben aldım. devamini okuyun…

ADALARA YILIN SON YOLCULUĞU (I)

ADALARA YILIN SON YOLCULUĞU

Bu gün 17 Aralık 2006. Özellikle yazıyorum bu günün tarihini. Yılın son ayı, kışınbaşlangıcı. Artık insanların pencerelerinden yağmuru, devamini okuyun…

ÜNİVERSİTEDEN ÖĞRENCİLERİMLE DOLMABAHÇE SARAYI’NDA: BİR DERS.(II)

Amerikalı üst düzey yetkili geldiğinde Hilton Otelinde, Yine yetkili bir Alman geldiğinde Çırağan Sarayı’nda kaldığını, her devletin, başka ülkelerde iş yapan, devamini okuyun…

ÜNİVERSİTEDEN ÖĞRENCİLERİMLE DOLMABAHÇE SARAYI’NDA: BİR DERS.(I)

ÜNİVERSİTEDEN ÖĞRENCİLERİMLE DOLMABAHÇE SARAYI’NDA: BİR DERS.

Üniversiteden öğrencilerimle bir hafta önceden haberleştik. Gelecek hafta Yakınçağ Tarihi Kaynakları dersini Dolmabahçe Sarayı’nda yapacaktık. devamini okuyun…

İSTANBUL FLORASINDA KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN BİR AĞAÇ: SEDİR (II)

Bütün bunlara rağmen İstanbul’da hala görkemli birkaç sedir ağacı kalabilmiştir. Bence en güzeli İstanbul’un incisi Boğazicinde, Emirgan ve Boyacıköy arasında olanıdır. devamini okuyun…

İSTANBUL FLORASINDA KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN BİR AĞAÇ: SEDİR (I)

İSTANBUL FLORASINDA KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN BİR AĞAÇ SEDİR
1980 yılındateyzemin kızı Pakize’nin Erenköy Kız Lisesi’nde okumaya başlaması, benimde İstanbul’u
tanımaya başlamamın bir vesilesi oldu. devamini okuyun…