İSTANBUL ERGUVANLARI (III)

Erguvanlar konusunda İstanbul, Bursa ve Çanakkale’den sonra ilgimi çeken dördüncü şehir Ankara oldu.
Bir hafta sonu Ankara’da dolaşırken Bahçelievler civarında bir erguvan ağacı gördüm. Ankara’da erguvan olur mu? Daha sonra fen fakültesinin içinde ve Emek Mahallesinde de erguvanlar gördüm. Gerçekten erguvanlar Ankara’nın bozkır
havasına bir renk katmıştı. Bu sefer Ankara’nın en güzel erguvanlarına bulmak için düştüm Ankara yollarına, aylardan yine mayıs. Orta Doğu Teknik Üniversitesinde muhteşem erguvanları buldum. Aradığım erguvanlar kendiliğinden çıkıvermişlerdi karşıma. Bu erguvanlar Ankara gördüklerimin içerisinde en güzelleriydi. Başladım fotoğraflarını çekmeğe. Jeoloji mühendisliği yan tarafında, kantinkarşısında iki otopark arasında dört kollu muhteşem açmış erguvanı hemen fotoğrafladım.
Maden mühendisliğinin yan tarafındaki iki erguvan yine muhteşemdi. Ben erguvanları fotoğraflarken iki kişi daha
geldi. Onlar da fotoğraf çekmeye başladı.

Daha sonra üçüncü bir şahıs, Prof. Dr. Cahit Hiçyılmaz. Kendileri erguvan tutkunuydu. 2 Mayıs 1980’de asistan olarak başladığı bu üniversitede, kendisi de erguvanlara bakan bir odaya
düşmüş, o gün bugündür bu odadaymış. Erguvanların en güzel kendi odasından seyredildiğini göstermek için odasına çıkardı bizi. Gerçekten odasından erguvanlar harika görünüyordu. Aklıselim ile zevki selimin birleştiği nokta bu idi.
Ankara’nın kavaklarını kaldırıp yerine erguvan dikilmeli diye düşündüm içimden. Çünkü İmparatorluklara
başkentlik yapmış olan İstanbul’un kültürü geç de fark edilse kendini gösteriyordu Anadolu’nun dört bir köşesinde. Cihan hâkimiyetinin kendisine verdiği derinlikte…
Ankara’daki erguvanlar, İstanbul’dakiler gibi hüdayı nabit değildi. Ankara başkent olduktan sonra bu şehre getirilmişti.
Fakat erguvanlar Ankara’yı sevmiş, şimdi bu sevgilerinin karşılığını görmek ister gibi bir halleri vardı.
Erguvanlarla ilgili ayrıntıları bilmek gerek… Erguvanların beyaz çiçekli olanları da var. İstanbul’da kendilerini yeni yeni göstermeye başladılar. Beyaz erguvanların İstanbul’a girişi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine rastlar. O dönemde İstanbul’da bir milyon ağaç kampanyası başlamıştı. Bu ağaçlar 2010 yılı itibariyle kendilerini iyice göstermeye başladılar. Çünkü ağaçlar dallandı ve
budaklandı. İşte o dönemde ithal edilen ağaçlar arasında beyaz erguvanlar da vardı. Tabi ki bu seçim, bilinçli yapılmış bir şey değildi.

 

Dikilen o kadar erguvan ağacının içerisinden beyaz çiçekli olanları da çıktı. Bunlardan bir tanesini geçen hafta erguvanlarla ilgili program yapan TRT prodüktörlerinden Şükran Özmen ve ekibine gösterdim. Çok sevindiler. Çünkü ilk defa beyaz erguvan görüyorlardı. Çekimlerini yaptılar. Ben de İstanbul’da iki binin üzerinde erguvan saymış birisi olarak iki yerde beyaz erguvan gördüm. Bunlarda bir tanesi İstanbul surlarının hemen dışında Edirnekapısı ile Eğrikapı arasındadır.
Bir diğeri ise Ataşehir’de Mozaik Çarşı’nın yan paraleli sokağının yukarısında daha doğrusu eski 19 E otobüs yolu durağının yan tarafında idi. Sokak kaldırımlarında olan bu iki beyaz erguvandan birisi kurudu. Diğeri ise hala
ayakta kendini görmek için insanlara ben buradayım demekte. Ancak insanlar ona, çiçeği beyaz olduğundan dolayı akasya deyip geçmekte…
Erguvanın pembesini bilmiyor ki beyazını bilsin buradaki modern! insanlar. Onların bildiği! Ya kavak ya söğüt ya da akasyadır. Ne zaman erguvanı tanırsa insanlar o zaman “şehirleşiyorlar”demektir.

İstanbul için…
Bu yazı 18 yıllık “erguvan aşkının” ürünüdür.

SALİM AYDIN.

 

Aradığınız içeriğe ulaşılamadı...
Yorum yapın