İSTANBUL FLORASINDA KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN BİR AĞAÇ SEDİR
1980 yılındateyzemin kızı Pakize’nin Erenköy Kız Lisesi’nde okumaya başlaması, benimde İstanbul’u
tanımaya başlamamın bir vesilesi oldu. O vakit sekiz yaşında bir çocuktum. İstanbul adını o zamana kadar pek duymamıştım. Köy’de yaşayan bir çocuğun duymaması da normaldi sanırım. Bu yüzden 1980 yılından itibaren İstanbul ismi
hep aklımda yer etmiştir. Ne zaman İstanbul’un adını duysam teyzemin kızı ya İstanbul’a gidiyor ya da İstanbul’dan dönüyordur.
Teyzemlerinevinde bir İstanbul semti olan, Erenköyü’nün fotoğrafını gördüm. O gördüğüm fotoğrafta karlarla kaplı bir okul ve bahçesinde de yine karlarla örtülü sonradan sedir olduğunu öğrendiğim ağaçları fark ettim. O zaman bunların sedir
ağacı olduklarını elbette bilmiyordum. Lakin ağaçların karlarla güzel bir görünümü vardı.
Benim İstanbul’u tanımam bu fotoğrafla oldu. O zamana kadar İstanbul adını pek duymadığımı ifade etmiştim. Yine o dönemde bizim evimizde medeniyet aygıtı denilen televizyonda olmadığından dolayı, İstanbul adını fazla duymamam, ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi için normal sayılırdı sanırım. Daha sonraki dönemlerde ne zaman teyzemlere gitsek o sedirli okul fotoğrafına gözüm ilişir oldu.
Aradan yıllar geçti. Üniversitede okumak için 1992 yılının 9 Eylülünde İstanbul’a, daha doğru bir tabirle, Kadıköyü’ne geldim. Kısa bir süre sonra o çocukluğumun İstanbul’unu süsleyen sedirli okulu görmeye gittim. Okul ve sedirler yerinde duruyordu.
Sadece karlar yoktu.
Tarih okumam dolayısıyla, aynı zamanda hocamın da teşvikleriyle İstanbul’u “okumaya” ve tanımaya başladım. İlgi alanımıza ağaçlarda giriyordu. Fotoğrafta gördüğüm ağacı tanımış, sedir ağacını iyice sevmiştim.
Sedirin normal bir ağaç olmadığını bütün ağaçlar içerisinde ayrı bir yerinin bulunduğunu kitaplarda okudum. Bu ağaç uğruna savaşlar yapıldığını öğrendiğim zaman çok şaşırmıştım.
Meğerse sedir ağacı Osmanlı Devleti’nin çöküş dönemindeki hadiselerden birinde önemli bir rol
oynamış. Nasıl mı? Anlatalım. Devlet-i Aliye Donanmasının 1827 Navarün Baskını’nda[1] büyük bir bölümü daha çok Rus, İngiliz, Fransız donanmaları tarafından yakılmıştır. Yakılan Osmanlı Donanması içerisinde Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın gemileri de vardı. Bazı tarihçiler bu baskında Mehmet Ali Paşa’nın gemilerinin tamamının yanmadığını
belirtirler.
Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa yakılan gemilerine karşılık, Osmanlı Devleti’nden sedirleriyle
meşhur Beyrut ve Suriye civarını istiyordu.[2] İstek Osmanlı devleti tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine Mehmet Ali Paşa tabi olduğu Osmanlı devleti’ne isyan ederek savaş açtı. Osmanlı ordusu bozguna uğradı. Kavalalının ordusu Kütahya’ya kadar geldi. Avrupa devletlerinin araya girmesiyle Mısır Valisi ordusunun İstanbul’a girmesi önlenmiş oldu.
Savaşınnedenlerinden birisi olan sedir ağacı Osman Devleti’nde onarılmaz yaralar açmıştı. Bu savaştan sonra Osmanlı Devleti daha da zayıflayarak yıkılış süreci ivme kazanmıştır. Tekrar İstanbul’a dönersek İstanbul sedirleri ise bu yenilgiye yüzyıl dayanabilmiş, daha sonraki dönemde sedir ağaçları malubiyeti kabul etmek zorunda kalmıştır.
Bilahare1950’lili yıllarda İstanbul’a Anadolu’dan göçler başlamış, yerleşim yerleri daha geniş alanlara yayılmıştır. Bu dönemde İstanbul’da sedir ağaçlarının en yoğun olduğu yerler, Boğaziçi kıyıları ve Anadolu yakasıdır. İşte sedir
ağaçları bu dönemde göç kültürüne yenik düşmeye başlamıştır. Eskiden sedir ağaçlarının olduğu yerler sayfiye yeri olarak kullanılıyordu.
İstanbul halkı, 1940’lı 1950’li yıllarda sedirlerin bol bulunduğu Kadıköyü tarafına yazlığa giderler, hatta yazlığa gitmek için bir, iki ay önceden hazırlığa başlarlarmış. Özellikle 1960’lı yıllarda Kadıköyü’ne yeni yerleşim yerleri kurulmaya
başlanmıştır. Bu dönemde Moda, Hasanpaşa yerleşim yerleri; Göztepe, Suadiye, Erenköy civarları ise sayfiye yeriydi. Üsküdar ve boğazın her iki yamacında da yerleşimler başlamış sedir ağaçları bir bir yok edilerek, sedir ağaçlarının yerlerine insanlar köylerinden getirdikleri ağaçları dikmeye başlamışlardır. Kadıköyü’nde de durum aynıdır. İstanbul florası değişerek sedir ağaçları yerini kavağa bırakmaya başlamıştır.
