LÜBNAN (III)

CÜNYA(JUNYEH)DEN  BEYRUT’A

Byblos’dan ayrıldıktan sonra diğer durağımız Cünya(junyeh) yağmur o kadar çok yağıyor ki göz gözü görmüyor. Nehr-i İbrahim’den geçiyoruz. Ne kadar nehir var suları çok ve milli. Tıpkı bizim kıyı Karadeniz gibi. Zaten ortak özellikleri dağların denize paralel olması ondan dolayı kısa alanda birçok nehir doğuyor.

Cünya bir körfez şehri. Modern yapıları ve dağın zirvesindeki Meryem Ana heykeli hemen dikkat çekiyor. Burası Lübnan’da Hıristiyanların en yoğun yaşadığı yer. Osmanlı döneminde burası küçük bir sayfiye yeri. Şimdi ise neredeyse Beyrut kadar olmuş modern bir şehir. Önemli bir eğlence merkezi, oteller, casinolar burada. Dikkati çeken en önemli şeylerden birisi bu kadar küçük bir ülkede nüfuzu yaklaşık dört buçuk-beş milyon olan yerde bu kadar fazla binanın olması.

Pazar olduğundan dolayı Cünya sokaklarında insanlara pek rastlayamıyoruz. Rehberimizin verdiği bilgiye göre Lübnan’da Müslümanlar Cuma, Hıristiyanlar Pazar günü tatil yaparmış! Teleferikle Meryem Ana heykelinin olduğu bölgeye
çıkıyoruz. Teleferiğe dört kişi bindik. Teleferik kabini o kadar eski ki içeriye su alıyor. Zirveye yaklaşırken bir anda teleferik olduğu yerde kaldı. Bu süreç beş dakika kadar sürdü. Bildiğim bütün duaları okudum. Tepede Meryem Ana heykelinin altı kilise. Heykelin 500 metre ilerisinde büyük bir kilise yapılmış.  Heykelin bulunduğu bahçede üç tane sadır ağacı var. Bunlar yaşlı ağaçlar değil.  Kilise içerisindeki bir figür dikkatimi çekti. Kilisenin içinde önde, solda tarafta bir sedir ağacı üzerine çarmıh ve altında üzüm salkımları var. Son yıllarda Avrupa’da, özellikle Katoliklerde yeni moda şehirlerin zirvesine Hz İsa ve Meryem Ana heykellerini dikmek.  Marsilya’da Barselona’da hatta Üsküp’te şehirlerin tepelerine buradaki gibi heykeller yapılmış.

Bizim tarihimizde Cünya’dan Refik Halit Karay, Rıza Tevfik bahseder eserlerinde. Cumhuriyetin ilk yıllarında yüz elliliklerin bir kısmının sürgün yeridir bu şehir. Yakın tarihimizde buralarla ilgili eserlerin fazla olmaması hatta makalelerin fazla bulunmaması ilginç. Dört yüz yıl buraları bakacak, besleyecek sonra bir anda unutacaksın. Olmaz böyle bir şey.

Neyse ki Amin Maalof var. Doğunun Limanları kitabında bahseder Lübnan’dan. Birazcık bu kitapta Türklerle Ermenliler barıştırılmaya çalışılmış gibi!. Maalof’un özellikle iki romanı önemli yer tutar bizim tarihimizde. Bunlardan birisi “Afrikalı Leo” bir diğeri ise “Semerkant” bu kitapları okumuş hatta üzerinde bizim grupla uzun uzun konuşmuştuk.

Benim bahsedeceğim diğer bir Lübnan asıllı sanatçı Shakira, özellikle şarkıları kadar yapmış olduğu oryantal dansları ilgi çekiyor dünya da. Onun kadar müziği ile dansını birleştirebilmiş sanatçı azdır. Bu kıvrak dansının temelinde doğulu olması yani Lübnan asıllı olması yatar. Çünkü oryantal dans doğu kültürüne aittir. Shakira’nın ailesinin bir kısmı savaşlar nedeniyle güney Amerika’ya göç etmiş. Bu kıtada Lübnan’dan daha fazla Lübnanlının olduğu bilinir.

Teleferikle tekrar aşağı inerken hem yağmuru hem de Cünya’yı havadan seyrediyoruz. Sonra ver elini Beyrut. Cünya ile Beyrut’u ayıran arada Nehri Kelp(Köpek Nehri) var. Burası aynı zamanda açık hava müzesi. Artık Beyrut’tayız. Şehir turu atıyoruz. Beyrut’la Trablus’un ortak özelliği kurulmuş oldukları yerlerin yarımada olması. Otelimizi yerleştikten sonra Hakan Bey’le şehirde yürüyüşe başlıyoruz. O kadar yağmur yağıyor ki önümüzü görmeden yürüyoruz. İstanbul’da bulunan beş yıldızlı otellerin hemen hemen hepsi burada var. O kadar lüks oteller ki… Yarım saat yağmurda yürüdükten sonra nihayet Osmanlının
saat kulesini görüyoruz. Burası Beyrut’un en lüks aynı zamanda en eski yerleri. İlk karşımıza çıkan cami Osmanlıdan kalma IV. Murat dönemine ait Emir Munzir camii. Dışarıdan bakıldığında sadece kapısı görülüyor. Ama içinde avlusu olan
bir cami. Yine Mecidiye Cami, Askeri Hastane, saray ve saat kulesi burada. Saat kulesinin bulunduğu meydana Necm Meydanı deniliyor.

Beyrut’ta Fransız çevre ve yapılaşma kültürü kendini gösteriyor. Beyrut’ta bütün yollar saat kulesine göre yapılmış. Tıpkı Paris’teki bütün yolların zafer Takı’na çıkması gibi. Paris’te olmayan ama Beyrut’ta bulunan diğer bir özellik otomobiller. Benden daha fazla ülke görmüş olan Hakan Bey, Ben hayatımda Beyrut’taki kadar lüks araç görmedim. Dedi. On araçtan
dört-beş tanesi lüks ciplerden oluşuyor. Paris’te bu kadar lüks araç yok.

Refik Hariri camiine gidiyoruz. Bu arada yatsı ezanı okunuyor. Caminin içindeyiz yaklaşık bir saf cemaat var. Cami içinin işlemeleri o kadar güzel ki sanki kendini insan Süleymaniye Camiinin içinde zannediyor. Cami kubbesi ve minareleri ile tipik bir Türk mimarisini yansıtıyor. Caminin hemen yanında Hariri ve onunla beraber şehit olanların mezarları var.

Yemekten sonra çay içmek için bir kahvehane arıyoruz. Otel resepsiyonuna nerede çay içebileceğimizi sorduğumuzda sağdan devam ediniz dediler. Yaklaşık yüz metre sonra Beyrut Amerikan Üniversitesi’nin(1866) yan kapısının önündeyiz. Kapının önünde güzel bir ağaç. Üniversitenin caddesindeki kafeteryalarda çayımızı yudumluyoruz. Kafeteryalar üniversiteli gençlerle dolu.

Gruptan bazı arkadaşlar Beyrut’un gece eğlenceleri ünlüymüş gidelim dediler. Ben de sosyolojik tahlil yapmak için olur dedim. Hakan Bey’e hadi sende gel dediğimde ben öyle yerlere gitmem dedi. Bende, kendilerine biz alkol alan insanlar değiliz sadece insanların eğlenme kültürünü görmek istiyoruz diye söylesem de Hakan Bey’i ikna edemedim.

Bir otelin eğlence merkezine gittik. Bizi ilk önce Rus zannettiler. İstanbul’dan geldiğimizi söyleyince  jest yaptılar. İbrahim Tatlıses’ten iki tane şarkı söylediler. Saat on iki den sonra erkek sanatçı çıktı. Şarkılar söyledi. Burada bulunanlar müzik eşliğinde erkekli kadınlı oynadılar, eğlendiler. Bulunduğumuz mekânda tesettürlü kadınlar da vardı. Arkadaşlardan bir tanesi,
bakın kızın boynunda haç var dedi. Bu durum Türkiye’de olsa yer yerinden oynar. Oysa Beyrut’ta insanlar birbirine saygılı. Her dinden her ırktan olan insanlar yanyana… Ya biz de…

Aradığınız içeriğe ulaşılamadı...
2 Responses
  1. Thanks for sharing informative post. I am going to subscribe rss feeds. Hope to see your regular update. Thanks

  2. Keep on updating your site! You have so much available and interesting information! I didn?t even notice how the day passed while reading it! Have a great time! Thank you!

Yorum yapın