BEYRUT’TAN SAYDA’YA
Sabah yola koyuluyoruz. Güvercin kayalalıklarına gideceğiz. Rehberimiz sabaha karşı Etiyopya Havayollarına ait bir uçağın düştüğünü ve uçakta doksan kişinin olduğu haberini veriyor. Güvercin kayalıklarını fotoğraflarken, düşen uçağı bulmak için deniz üzerinde arama kurtarma yapan helikopterleri görüyoruz. Güvercin kayalıklarının alt tarafı Beyrut’un en büyük plajı.
Beyrut’un içerisinden geçerek Jetta Mağarasına doğru yola koyuluyoruz. Beyrut’un içerisinde, eski ve kurşun delikleri olan binaları görüyoruz. Bu binalar iç savaşın eseri. Bir kısmı boş, bir kısmında da fakir insanlar oturuyor. Aslında bu iç savaşın çıkmasında İsrail’inde dolaylı olarak rolü var. İsrail 1948 yılında kurulduğu bölgede genişleme politikası güdüyor. Topraklarını terk etmek zorunda kalan Filistinliler: Suriye, Ürdün ve Lübnan’a sığındılar. Lübnan’a sığınan mülteciler silahlı birlik kurdular. 1970 yılında cumhurbaşkanı olan Süleyman Franjiye, Filistinlilere baskı uygulamaya başladı. Bunun üzerine Şiiler ve Kemal Canbulat liderliğindeki Dürziler, Filistinlilere yardım etme kararı aldılar. 1975 yılında başlayan iç savaş 1991 yılında Lübnan ordusunun denetimi ele geçirmesiyle savaş sona erdi.
Burada dikkat çekmek istediğim durum, hem İran-ırak hem de Beyrut iç savaşında İsrail’in önemi nedir? Arap-İsrail savaşlarından sonra İsrail’in yerleşim planlarını uygularken yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan insanlar bu savaşların etkisiyle ne yaptılar. Düşündük mü? Aslında bu savaşlar Ortadoğu’da yeni düzenin kurulma sürecidir. Şimdi Lübnan’da ve Ürdün’deki Filistinlilere yapılan maddi yardımlarla bu zümrelerin sesleri bir nebze olsun durdurulmaya çalışılmıştır. Lübnan ve Ürdün’ün yer altı zenginlikleri olmadığından dolayı yardımlara ihtiyacı vardır.
Bu düşüncelerle Beyrut’un içerisinden geçiyoruz. Nehr-i El Kelp’deyiz. Nehrin Akdeniz’e döküldüğü bölge arkeoloji vadisi olarak nitelendirilmiştir. Burada Fenikelilerden başlayarak günümüze kadar Lübnan’ın geçirdiği evreleri gösteren kitabeler mevcut. Vadinin tepesinde Hıristiyanlığı simgeleyen Vaftizci Yahya Heykeli ve kilisesi var.
Jette mağarasına giderken aşırı yağmurdan dolayı yolda heyelan meydana gelmiş. Mağaranın kapalı olduğunu öğrendikten sonra geri dönüyoruz. Yolumuz üzerinde Balmumu müzesi var. Jettayı göremedik bari burası olsun. Buranın adı Hall of fame. Burada birkaç Arap liderin balmumları ile göstermelikte olsa Einstein’da balmumu var. Öyleye doğru tekrar Beyrut’tayız. . Beyrut’un yeni açılmış en lüks alış veriş mağazası City Mall’deyiz. Burası İçerenköy Careffour’un aynısı aynı planda
yapılmış, burasının farkı ikinci katı olması. Sinemaların burada bulunması. Bu alışveriş merkezi Kuzey Beyrut’la Cünya
arasında yani paranın en fazla bulunduğu Hıristiyan Marunîlerinin yaşam merkezlerinin ortasında. City Mall’da, Guess Mağazasının vitrininde kot pantolon gördüm. Fiyatı 430 Türk lirası. Yani Kozyatağı Palladium mağazası ile
fiyatlar hemen hemen aynı.
Saat 13 00 de serbest zaman verildi. Biz de Hakan Bey’le araba kiralayıp Sayda ve Sur şehirlerine gitmek için yola koyuluyoruz. Bu yolculuğumuza iki arkadaş daha katılıyor. Beyrut’un sahil yolu Korniş Caddesinden geçerken insan kendini İzmir’in kordan boyundan dolaşır gibi zannediyor. Yarımadanın tam ucunda yeni yapılmış bir gözetleme kulesi var. Devamında Güvercin kayalıkları. Az ileride ise Beyrut’ en büyük plajı. Birkaç kilometre sonra artık Güney Beyrut’tayız. Burası Beyrut’daki en fakir bölge izlenimi veriyor bana. Yol ortasında bir füze maketi, füzenin yönü güneye bakıyor. Bu bölgede Hizbullah’ın etkisi hemen kendini gösteriyor. Şehrin bitiminde düşen uçak için arama kurtarma yapan araçlar var.
Arabanın kilometresi 24. Sayda’ya da 24 kilometre var. Yol çift şerit. Yağmur yağıyor sol tarafımızda muz bahçeleri sağ tarafımızda Akdeniz’in gürleyen dalgaları ve muz bahçeleri. Nehr-i Bisri’yi geçtikten sonra artık Sayda’dayız. Arabamızın kilometresi şehrin merkezinde 48 km.Fenike Kalesinin önünde arabamızı park ediyor ve fotoğraf çekiyoruz. Sahildeki ana caddenin ismi Refik Hariri Caddesi. Sayda Müslümanların yoğun yaşadığı bölge. Merkezde cami ve Refik Hariri resimleri sizi karşılıyor. Buranın sabunları ünlüdür. Sabuncu dükkânına girip fotoğraf çektim.
Sayda sokaklarında dolaştık. Et ve balık o kadar ucuz ki anlatamam denizden tutulmuş iri barbun balığının kilosu yedi lira. İstanbul, Kadıköy balıkçılar çarşısında ise kırk ile altmış lira arasında. Büyükbaş hayvan eti altı lira İstanbul’da kasaplarda
yirmi beş ile otuz beş lira arası. Felafel yedik. Felafelin içersine turşu ve tarator koyuyorlar. Müthiş tatdı. Sonra tabii ki bir bardak sıcak çay… Kafeteryaya gidiyoruz. Buradaki insanların gözü hep televizyonda düşen uçaktan haber var mı? Diye.
